Üniversite sınavını ben nasıl kazandım, siz nasıl kazanabilirsiniz? (2)

0

Üniversite sınavını ben nasıl kazandım, siz nasıl kazanabilirsiniz? (2)

DÖNÜM NOKTASI

NESLİHAN ER

(FATİH ÜNİVERSİTESİ
KAMU YÖNETİMİ-2)

Merhaba arkadaşlar.”Ben üniversite sınavına hazırlanan biri olsaydım nasıl bir yazı okumak isterdim?” diye düşündüğümde zaten öğretmenlerden hergün defalarca duyduğum klasik sözleri,hangi derse nasıl çalışılır gibi metod bilgilerini ya da bunlara benzer şeyleri okumak yerine “benim atlatmaya çalıştığım dönemi başarıyla geçebilmiş, hedefine ulaşabilmiş birisinin bunu yaparken nasıl bir yol izlediğini,”iyi ki yapmışım” ya da “keşke yapmasaydım” dediği şeyleri okumak isterdim.O nedenle sizlerle ÖSS’ye hazırlandığım dönemi paylaşmak istedim.

Sınava hazırlanan herkes gibi dershane, testler, okul, denemeler,istediğim üniversite ve bölümü kazanıp kazanamama durumları için yapılan planlar,gezme-eğlenme isteği ile ders çalışma zorunluluğu arasında gidip gelmeler,bir taraftan ailemi bilgilendirme çalışmaları ve birbaşka şehirde üniversiteyi okumaya ikna çabaları ile geçen 1 sene sonunda nihayet o gözümde çok büyüttüğüm ÖSS’ye girdim.

Kimbilir sınavı kafamda nasıl tasarlamışsam ya da ne olduğunu zannetmişsem sınav esnasında bile sanki herhangi bir deneme sınavındaymışım,ÖSS’ye ileriki bir tarihte girecekmişim gibi gelmişti.Ne de olsa ÖSS bu kadar basit,herhangi bir deneme sınavı gibi olamazdı!Böylece geç de olsa ÖSS’yi gözümde çok büyüttüğümü anladım.

Ayrıca, yine artık farketmiş olmamın yarar sağlamayacağı bir şey daha vardı:Nasıl olsa başarırım diyerek sözel dersleri ihmal etmem.”Nasıl olsa anlıyorum,mutlaka başarırım” diyerek asmıştım sözel dersleri ve bir problem çıkaracağını sanmıyordum,zaten çalışırken de çok sıkılıyordum.Doğal olarak sınav sonunda hiç de iç açıcı olmayan “doğru,yanlış,boş ve net sayısından” oluşan bir tablo çoktı karşıma.

Tabi iş işten geçtikten sonra bunu anlamak faydasızdı.Bir de matematik tablom vardı ama çok şükür ki o iyiydi ve güzel bir ÖSS puanı almamı sağladı.Çünkü sözel derslerde yaptığım hatayı yapmamış,önemsememezlik etmemiştim ve matematikle geometri çalışmayı sıkıcı bulmuyordum.Bu çalışmayı eğlenceli bir hale getirmeye çalışmıştım ve benim için problem çözmekle bulmaca çözmek aynı anlama geliyordu artık.

Böyle olunca da çalışmalarım çok verimli geçiyordu.Bu sabrımın meyvesi olarak da 45 sorudan 41 tanesini doğru cevapladım.Bu tabloya baktığımda “keşke sözel dersleri de matematik ve geometri gibi eğlenceli hale getirebilseydim ve gereken önemi verseydim” demem hiçbirşeyi değiştirmedi. Bu deneyimime dayanarak diyorum ki hiçbir dersi önemsememezlik etmeyin ve gereken önemi verin,geç kalmışlığın pişmanlığını duymadan önce!

Bir de iyi ki yapmışım dediğim ve bana yarar sağladığına inandığım bir şey de hedef puan belirlememdi.Bu puanımı çalışırken ve dinlenirken rahatça görebileceğim bir yere yazmıştım.Deneme sınavlarından aldığım puanla hedef puanım arasındaki farkı görmek bana daha çok çalışmam gerektiğini hatırlatıyordu.

Hedef belirleme ve çalışmanın yanısıra çok önemli olan üçüncü bir husus vardı ki sanırım en zoru da buydu:Nasıl motivasyonumu yüksek tutabilirdim?Bir yandan okul ortalamasının yüksek olması için okuldaki sınavların yüksek olması gerekiyordu ve bu bir stres kaynağıydı,aynı zamanda gelecek kaygısı demek olan bir ÖSS vardı, çevre, aile,arkadaşlar,kuşak çatışmaları…

Kısaca hepimizin bu dönemde uğraştığımız karamsarlık ve gerginliğe yol açan sıkıntılardı.Ama hayatın her döneminde farklı biçimlerde de olsa bu duyguları yaşamama sebep olacak olaylarla başedebilmem,bunların üstesinden gelebilmem gerekiyordu.Bu durumda yapmam gereken tek şey hedefime kilitlenmekti ve çalışmalarımı olabildiğince tüm bunlardan etkilenmekten korumaktı.

Bunları başarabilmem içinse rahatlayabileceğim,özellikle de sınav stersini en aza indirebileceğim,deyim yerindeyse güç toplayabileceğim uğraşlarım olmalıydı.Bazen arkadaşlarımla bazen ailemle beraber olmam,çok iyi olmasam da çalmaya çalıştığım udum ve okuduğum kitaplar rahatlamamı sağlıyordu, dinleniyordum ve ders çalışmaya başladığımda da çok daha fazla verim alıyordum.Zaten benim için önemli olan çok çalışmak değil verimli çalışmaktı.

Elimden geldiğince bu verimi düşürmemeye,motivasyonumu olabildiğince yüksek tutmaya çalışıyordum ve bunu başarabilmemde yardımcı olan,çalışmaktan çok sıkıldığım bir zamanda okuduğum “üniversiteyi,üniversiteli olmayı” anlatan bir roman vardı ve bu kitap her hatırladığımda beni çalışmaya teşvik eden itici bir güç olmuştu.

Bir de dilimden düşürmediğim güzel bir söz vardı:”BEKLENEN GÜN GELECEKSE ÇEKİLENLER KUTSALDIR.”

Share.

Leave A Reply