Son kararı siz verin!

0

Son kararı siz verin!

Tavsiye almak belirsizliklere karşı elinizi güçlendirecektir, ancak tavsiyelere güvenip yola çıkmak her zaman en doğrusu olmayacaktır. Çünkü bazı tavsiyeleri kulak ardı etmek sizi hedefinize taşıyabilir. Nasıl mı? İşte başarılı isimler ve dinlemedikleri tavsiyelerden çıkardıkları dersler…

Tavsiyelerin en kötüsü

Bazı yöneticiler başarının uygulanan değil kulak arkası edilen bir tavsiyeyle de gelebileceğini düşünüyor…
Dünyaca ünlü yatırımcı Warren Buffet, “Aldığım en kötü tavsiye” dediği güvenlik işine girmesi yönündeki tavsiyeyi dinlemeyerek bulunduğu noktaya geldi. Bir arkadaşının tavsiyesiyle Irak pazarına giren Doğtaş Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan’a ise bu kararı pahalıya mal oldu. Hayatının en kötü tavsiyesi Doğan’a birçok sorun yarattı. Kendi tabiriyle en azından canını kurtararak ülkeden çıktı. Bazı yöneticiler ise başarının uygulanan değil kulak arkası edilen bir tavsiyeyle de gelebileceğini düşünüyor.
Dünyanın en önemli yatırımcılarından Warren Buffet, 21 yaşındayken annesi ve mentoru Benjamin Graham tarafından kendisine verilen bir öneriyi şöyle paylaşıyor: “Güvenlik işine girmemi tavsiye ettiler. Çünkü o dönemde bu işi yaparsam daha başarılı olacağıma inanıyorlardı. Dolayısıyla aldığım en kötü tavsiye de bu oldu. Dinlemediğime çok memnunum.” Warren Buffet, bu tavsiyeye kulak vermeme kararıyla ne kadar gurur duysa az. Çünkü, annesinin önerisini dikkate almayıp farklı bir yol izleyerek bugün 67,4 milyar dolar değerinde bir yatırıma sahip oldu. Harry’s’in kurucularından Jeff Raider, Johns Hopkins Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra “Mutlaka büyük bir şirkete gir” önerisi almıştı. Böylece kariyer basamaklarını tırmanarak kendine iyi bir gelecek kuracağı söylenmişti. Ancak o da bu tavsiyeye kulak vermedi ve girişimci olmayı tercih etti. Bugün birçok dünya markası onun imzasını taşıyor. Erkek modasının ünlü moda markası Harry’s ve gözlük markası Warby Parker onun hayata geçirdiği markalar. Raider, “İnovasyon yapabildiğim, hayal kurabildiğim bir iş yapmayı istedim. Tavsiyeleri dinlememem çok doğruydu” diyor.

“İYİ HİSSETTİRMİYORSA YAPMAYIN” 
Verilen tavsiye sizin kişiliğinize, davranış tarzınıza, hayata bakışınıza ve günün ruhuna uygun değilse onu uygulamanız ve iyi sonuçlar almanız zaten mümkün değil. Ünlü aile danışmanlığı şirketi Wayne Rivers’ın kurucularından Wayne Rivers, “Çalışanlarından daha çok çalış tavsiyesi, hayat boyu yapılanların en kötüsüydü” diyor. Rivers, hiçbir zaman uygulamadığı bu tavsiyenin neden kötü olduğunu da şöyle açıklıyor: “Yaygın görüşe göre çalışanlar, patron ve yöneticilerini çok çalışırken görmezse yeterince çalışmaz ve patrona saygı duymaz. Bence bu görüş tümüyle yanlış. Bir yönetici hem çalışanının hem kendinin çalışma saatine değil, ortaya koyduğu işe, yani sonuca odaklanmalı. Gerçek başarı ancak bu şekilde kazanılır.” Girişimci ve iş koçu Jenny Shih de bugüne kadar aldığı en kötü tavsiyeyi şöyle anlatıyor: “‘İyi hissetmediğin işi yapma’ diyorlar. Yani tavsiyenin arkasındaki iyi niyet belli ama bence berbat bir tavsiye. Çünkü iyi bir sonuca ulaşmak için bazen hiç iyi hissetmeyeceğiniz anlar gelecek. İyi bir sonuca ulaşmak için başarılı olabilmek için buralardan da geçeceksiniz…” 

“TAŞIMACILIK İŞİNE SAKIN GİRME” 
Örneklerden de görüldüğü gibi iş dünyasında başarıya ulaşanlar sadece iyi tavsiyelerle değil, bazen kötü tavsiyelerle de kariyerlerine yön verdi. Türk iş dünyasında da bu tür örneklere rastlamak mümkün. Örneğin Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, 1988 yılında üniversiteyi bitirip kendi işini kurmaya karar verdiği dönemde, özellikle lojistik işine girmemesi yönünde bol miktarda tavsiye verildiğini anlatıyor. O dönemde kendisine en çok “Taşımacılık işine sakın girme, bu iş yapılmaz” denildiğini hatırlatan Döven, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ama ben girdim ve Reysaş’ı kurdum. İyi ki de kurmuşum. Reysaş bugün bir dev oldu. 10 binlerce çalışanla büyük bir katma değer yaratıyoruz. Sonuç olarak tavsiyelere dikkat etmek gerekirken kendi doğrularınızı da bulup yapmanız lazım. Bazen çoğunluk negatife oynar.” 

“SAVAŞ UZAYINCA KAPATTIK” 
“İş başka, dostluk başka” sözü boşa değil. Arkadaşların deneyimlerine ve iyi niyetli tavsiyelerine uymanın sonu bazen hüsran olabiliyor. Doğanlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan’ın bir arkadaşından aldığı tavsiyeyle Irak’a yaptığı yatırımın sonu da maalesef böyle olmuş. Doğan, aldığı kötü tavsiyeyi şöyle anlatıyor: “Sanırım 2003 yılıydı. Amerika Irak’a girince savaş başladı. Irak yeniden yapılandırılacaktı. İnşaatçı bir arkadaşım orada fırsat olduğunu ve yıkılan şehirlerin başta Bağdat olmak üzere yeniden yapılandırılacağını, bu nedenle de çok mobilya talebi olacağını söyledi.” İş teklifi alınca Davut Doğan arkadaşının önerisine uyarak acele Bağdat’ta mağaza açtı ve malları gönderdi. Ancak Irak savaşı o kadar uzun sürdü ki ortalık bir türlü yatışmadı. Doğan, olayın devamını şöyle anlatıyor: “Bu geçen süre içinde mağazamızın olduğu bölgede olaylar oldu. Mağazamıza kurşunlar isabet etti. Görevlendirdiğimiz ekip Türkiye’ye geldi. Tehdit mektupları aldık. Biz de mağazamızı kapatmak ve çıkmak zorunda kaldık. Mallarımızı da orada bırakıp en azından canımızı kurtarmış olduk.” 

“NETİCE KOCAMAN BİR SIFIRDI” 

Sarkuysan Yönetim Kurulu Hayrettin Çaycı, uyguladığı bir tavsiyenin kötü sonuçlarını yaşayan yöneticilerden… Yurt dışındaki bazı oyuncuların cevherden nihai ürüne kadar entegre üretime başladıklarından katma değerlerinin daha yüksek olduğuna değinen Çaycı, kendilerinin de bu yönde bir adım attıklarını anlatıyor. Dünyanın sayılı cevherden bakır üreten şirketlerinden biri olan Freeport-McMoran Copper -amp;Gold’un yöneticileri de şayet Sarkuysan olarak Türkiye’de böyle bir projeye başlarlarsa kendilerine teknik ve finans açısından destek olabileceklerini hatta ortak olabileceklerini belirttiklerini söylüyor. Bu tavsiye üzerine kendilerinin de Kastamonu Hanönü’ndeki bir bakır madeni sahasını ihaleyle devletten kiraladıklarını dile getiren Çaycı, hikayenin devamını şöyle paylaşıyor: “Ön etütler için 100 binlerce lira harcama yaptık.
İşin sondaj kademesine geldiğimizde, işimiz iki kez durduruldu. İkisinde de hakkımızı tekrar kazanmak için idari mahkemede dava açtık. Her iki davayı da kazandık. Ne var ki bizim ihaleyi kazanmamızın üzerinden 4 yıl geçti. Neticesi kocaman bir sıfır oldu. Şu anda bakır fiyatları çok düştüğünden proje fizibil olmaktan çıktı. Zira şu anda bakırın cevherden üretim maliyeti satış fiyatının üzerine çıktı.”  

 
DİNAMİKLERİ DEĞİŞTİRMEK İSTEDİ 
Zurich Sigorta Genel Müdürü Yılmaz Yıldız’ın, bugün “kötü” şeklinde nitelendirdiği tavsiye de kariyerine yönelik. Kariyerine bankacı olarak başlayan Yıldız, çalıştığı bankanın büyük bir yabancı grup tarafından satın alınmasıyla sigortacılığa geçme kararı aldı. Ancak tüm yakın çevresi bu kararına karşı çıktı. Yıldız, onların “Sen ne yapıyorsun? Bankacılıkta çok iyisin. Neden sektör değiştiriyorsun? Bankacılıkta kal” yönündeki tavsiyelerine uymadı. Sigortanın, bankacılığa göre yeni bir sektör olduğunu ve sektör dinamiklerini değiştirmek için çok büyük fırsatlar olduğunu düşündü ve kararını uyguladı. Yıldız, herkese rağmen sigortacı oldu. Bu kararını da bugün şöyle değerlendiriyor: “Aşağı yukarı 10 yıla yakın oldu. BNP Paribas Sigorta Cardiff’in kurucu CEO’su oldum. İki şirketi sıfırdan kurdum. İlk 3 ay ofis bile yoktu. Ardından Groupama Sigorta, Groupama Hayat, Groupama Bosphorus CEO’luğunu yaptım. Şimdi Zurich Sigorta’nın genel müdürü oldum. İyi ki o dönemki tavsiyeleri dinlememişim.” 
“BUGÜNKÜ YERİMDE OLAMAZDIM” 
Deneyimli yöneticilerden, mentorlardan, iş arkadaşlarından kariyerinizle ilgili öneriler almak elbette faydalı. Ancak bunların sizin hedeflerinize uyup uymadığına karar vermek son noktada size bağlı. Brisa Genel Müdürü Yiğit Gürçay’ın iş yaşamının başlarında yaşadığı bir deneyim bu duruma güzel bir örnek. Gürçay, Unilever’de vardiya mühendisi olarak işe başladıktan 1 yıl sonra pazarlama bölümüne geçmek istedi. Ancak bu kararının yanlış olduğuna ve teknik bölümde kalması gerektiğine dair birçok tavsiye aldı. Gürçay, bu önerileri dikkate almadı ve kendi yolundan gitti. Şimdi tercihinden çok memnun olduğunu söylüyor ve aldığı diğer kötü tavsiyeyi ise şöyle anlatıyor: “Roche’un ülke müdürlüğünü yaparken İsviçre’den bir pozisyon teklifi geldi. Pozisyon bir tık alttaydı ve İsviçre’ye giderken bana ‘Böyle bir şey yapmadan iyi düşün. Burada bayağı ciddi bir ekibin var’ gibi söylemlerde bulundular. Ancak İsviçre’deki iş ‘Uluslararası boyutta ne katabilirim’ düşüncesiyle aldığım bir karardı. Yaşam zordu ama sonuçta geriye dönüp baktığımda o karar kariyerimde o kadar farklı şeylerin açılmasını sağladı ki… Şimdi düşünüyorum da o dönemde Türkiye’de Roche’da kalsaydım bugünkü pozisyonumda olamazdım.” Gürçay, tavsiyeler geldiğinde kısa vadeli değil uzun vadede değerlendirmenin çok önemli olduğunu vurguluyor. 

“AFRİKA’YA GİTME DEDİLER” 
2006’da Belçika’da çalışan Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, tüm Güney ve Doğu Afrika’yı yöneteceği bir pozisyon teklifi aldı. Kıvılcım, “O zaman şimdi adını veremeyeceğim ama o dönemde çok etkin birisi, gitmemem gerektiğini, gitmenin çılgınlık olacağını söyledi. Avrupa’da kalıp oradaki kariyerime devam etmemi tembih etti. Bunun benim için en doğrusu olacağını düşünüyordu. Onu dinlemedim. Afrika’ya gitme kararı aldım” diyor. Tavsiyeyi veren kişinin saygın ve etkin biri olması nedeniyle kafasının çok karıştığını ve günlerce bu kararı düşündüğünü belirten Kıvılcım, “Ancak, sonra Avrupa’da durgunluk dönemi oldu ve Afrika ekonomisi yükselişe geçti. Benim özellikle gelişmekte olan pazarlarda uzmanlaşmış olmam da bugünkü konumuma gelmemi sağladı. Sonuçta hayatımda verdiğim en doğru karar o tavsiyeyi dinlememek oldu” diye devam ediyor. 

“O ÖNERİYİ HİÇ UYGULAMADIM” 
İş yaşamına şu sıralar BIC Angel Investments çatısı altında melek yatırımcı olarak devam eden ve bir dönem HP’nin Orta Doğu, Akdeniz ve Afrika eski bölge direktörü olan Serdar Urçar, en kötü tavsiyeyi 2007 yılında aldı. Yurt dışı görevi esnasında hem olgunluk hem iş yapma biçimi olarak geliştirilmesi gereken bir yönetim ekibiyle çalışmak durumunda kaldı. Bu ekip ona daha önce şirketten bazı soru işaretleri bırakarak ayrılmış birini takıma geri alması için baskı yaptı. Urçar, “O zamanki bölgesel yöneticim de bu kararı alırsam ekibin kabulünü daha kolay sağlayabileceğimi, kişi yanlışsa sonra değiştirebileceğimi söyledi. Bu iş hayatında aldığım en kötü tavsiyelerden biriydi” diyor. Bu tavsiyeyi uygulamayan Urçar, bazı konularda verilecek tavizlerin, kısa vadede kazanç, uzun vadede büyük sıkıntı anlamına geleceğini belirtiyor. Urçar, “Uygulamadığım için kendimi kabul ettirmem biraz daha uzun sürdü ve meşakkatli oldu. Ama doğruyu yapmışım ki o uluslararası ekipten birçok arkadaşla hala görüşüyorum ve beraber çalıştığımız dönemi mutlulukla anıyorlar” diyor.  

 
BAŞARILI İSİMLERİN HER TAVSİYESİNE GÜVENMELİ Mİ? 

NEVZAT AYDIN / YEMEKSEPETİ CEO’SU 

2015’te dünyanın en büyük online yemek sipariş platformu Delivery Hero 589 milyon dolar toplam değerleme üzerinden Yemeksepeti hisselerinin tamamını bünyesine kattı. 
“SAYGIN BİR BÜYÜĞÜ DİNLEMEDİM” 
Bu başarılı satışın ardından şirketin CEO’su Nevzat Aydın, aldığı en kötü tavsiyeyi şöyle anlatıyor: “Aldığım en kötü tavsiye şirketi 10 milyon dolara satmam gerektiğiyle ilgili oldu ancak uygulamadım. Tavsiyeyi iş dünyasının çok saygın bir büyüğü vermişti. 
“SON KARARI VEREN SİZ OLUN” 
Tavsiyeyi uygulamamamın en büyük nedeni şirketi çok daha yüksek rakamlara satabileceğimin farkında olmamdı. Öğrendiğim şey ise şu oldu: Başarılı olmuş veya sizden önce benzer aşamalarda bulunmuş insanların her söylediği doğrudur diye bir şey yoktur. Her zaman son kararı siz vereceksiniz.”
“KARAR DOĞRUYDU AMA EKONOMİK KRİZ GELDİ” 
MEHMET NANE / PEGASUS CEO’SU 
“NAKİT SIKIŞIKLIĞINA GİRDİK”
 
1998 yılında Giysa’da murahhas aza olarak çalışırken bir kiralama yapıyorduk. Kira fiyatı çok uygundu. Biz de 3 yıllık peşin ödeme yaptık ve ardından 1998 krizi oldu. Bundan dolayı nakde sıkıştık. Bir tarafta 3 yıllık peşin ödediğimiz kira, bir tarafta kriz var. 
“O KADAR MANTIKLIYDI Kİ” 
İlk başta bakıldığında peşin ödeme yapmak o kadar mantıklıydı ki… Çünkü yarı fiyatına geliyordu. Yer çok güzeldi. Kararı verirken çok doğruydu ama bir kriz geldi, nakit ihtiyacımız doğdu. Ne oldu? O gün bize verilen bir tavsiye daha sonra bizim çok ciddi şekilde sıkışmamıza neden oldu. 
“DERS ÇIKARDIM” 
Bundan şu dersi çıkardım: Bir karar verirken sadece o günkü şarta değil, orta ve uzun vadede sizi nasıl etkileyeceğine de bakmak gerekiyor. Orta ve uzun vadede verdiğiniz kararın, bilebildiğiniz parametreler çerçevesinde sizi nasıl etkileyeceğini öngörürseniz kararınızı daha sağlıklı uygularsınız.  

Share.

Leave A Reply